Tarih Öğretiminde Arşivlerin Önemi
Toplumların ve devletlerin hafızaları olarak nitelendirilebilecek olan arşivler farklı iş akışlarını bir araya toplayan yapılardır. Arşivde çalışan kişilerin “koleksiyoner, kütüphaneci, belge yöneticisi, araştırmacı, tarihçi, ciltçi, restoratör ” gibi birçok role sahip oldukları düşünüldüğünde iş akışlarını daha iyi anlamak mümkündür. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu rollere “eğitimci” rolü de eklenmiştir.
Arşivlerin öğretimsel amaçlarla öğretmenlere ve öğrencilere materyal sağlayacak imkânlara sahip olması modern arşivciliğin eğitim içerikleri üretme özelliğini ön plana çıkarmaktadır. Günümüzde birçok ülke arşivinin bünyesinde eğitim birimi olduğu görülmektedir. Bu eğitim birimlerinde tarih öğretiminde kullanılabilecek arşiv materyallerinin öğretim ortamına ulaştırılması sağlanmakta; öğretmen ve öğrenciler tarafından nasıl kullanılabileceğine ilişkin yönergeler hazırlanmaktadır. Gerek arşiv web sayfalarında oluşturulan eğitim içerikleri gerekse arşiv bünyesinde gerçekleştirilen atölye çalışmaları ve müze eğitimi faaliyetleri ile arşivcilerle eğitimciler arasındaki etkileşim arttırılmaktadır.
Tarih Dersi Öğretim Programı “kaynakların analiz edilmesi/ yorumlanması, kaynaklarda yer alan kanıtların tespit edilmesi ve tarihsel düşünme becerileri” kapsamında birinci el kaynaklara ve bu kaynakların kanıt olarak değerlendirilmesini içermektedir. Tarih Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri ile Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlilikleri’nde de tarih öğretmenlerinin derslerinde birincil kaynakları kullanmaları gerektiğine ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Öğrenme teorileri ve bilişsel gelişime ilişkin literatüre bakıldığında ise lise düzeyindeki öğrencilerin arşiv ve kütüphanelerde araştırma yapabilecek düzeyde oldukları belirtilmektedir. Bu açılardan bakıldığında arşiv kaynaklarının kullanımının -daha çok birinci el kaynakların kullanımı başlığı altında- öğrencilerin bilgi ve becerilerinin arttırılması konularında sıklıkla ele alındığı görülmektedir. Tarihçiler tarafından yapılan kaynak sınıflamalarında arşiv belgeleri “tarafsız, objektif ve en güvenilir birinci el kaynaklar” olarak adlandırılmakta, arşivler tarihçinin mutfağı olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla tarih öğretiminde birinci el kaynak kullanımının merkezine arşiv kaynakları yerleştirilmelidir. Arşiv kaynakları ile çalışmak, öğrencilere program ötesi bir dünyanın kapılarını açabilir. Arşiv kaynaklarının yazı ve dil açısından zorlukları bulunmakla birlikte otantik yapıları (kullanılan kâğıt, kâtibin yazım tarzı, metinde geçen kavramlar vb.) öğrencilerin dikkatini çekmekte ve onların geçmişle bağ kurmalarına yardımcı olmaktadır. Arşivciler tarafından hazırlanan öğretimsel içeriklerin ve arşiv malzemelerinin tarih öğretiminde kullanılmasında asıl rol öğretmenlerine düşmektedir. Öncelikle öğretmenler kullanılacak belgeyi belirlemeli ve belgenin nereden bulunabileceğini tespit etmelidir. Sonrasında öğretim programında yer alan kazanımlar ve açıklamalarını da dikkate almak suretiyle arşiv belgesini hangi yöntemle/teknikle, dersin ne kadarlık bölümünde işe koşacağını, birden fazla etkinlik yapılacaksa bu etkinliklerin hangi sıra ile ve ne kadar sürede tamamlanabileceğini detayları ile planlamalıdır.
Dolayısıyla öğretim programında yer alan kazanımlar doğrultusunda belge tespiti yapılmalı; seçilen belgenin özellikleri ve içeriğine göre de ders planlanmalıdır. Bu süreçte, “Bu belge konuyla ilgili ne söylüyor?” sorusu yerine “Bu belge öğrencilerin konuyu öğrenmesine nasıl katkıda bulunur?” sorusu sorulmalıdır. Kullanılacak belgenin/ belgelerin dili gözden geçirilmelidir. Arşiv belgeleri dersi başında, belli bir bölümünde ya da sonunda kullanılabileceği gibi dersin tamamı da arşiv belgeleri üzerinden yapılandırılabilir. Değerlendirme aşamasında ise, arşiv belgesinin kimlik bilgileri ve içeriğini özetlemek, kaynağın temel mesajının ne olduğunu tekrar etmek ya da kaynaktan yapılabilecek çıkarımların ötesine geçerek kaynağın ima ettiği (dolaylı olarak anlattığı) anlamları keşfetmek gibi çalışmalar yapılabilir.